Değerli
basın mensupları değerli kamu çalışanları
Yıllardır
kamu çalışanlarının sabırlı ve umutlu beklentileri 2010 bütçesinin açıklanması
ile birlikte yerini hüsrana bırakmıştır.
Hükümetin
kamudaki uygulamaları maalesef çalışanları, “sözün bittiği yere” getirmiştir.
Memurları kaale almayan, onları aşağılayan, devletin
sırtında bir yükmüş gibi gören zihniyete karşı eylemden başka bir seçenek
kalmamıştır.
Bizler
7 yıl boyunca kamu görevlileri için adalet istedik, eşit bölüşüm dedik. Kurumsal
farklılıklar ortadan kalksın istedik.
Emsal
memurların ücretleri eşitlensin dedik. Çalışanlar arasında ayrımcılık olmasın dedik,keyfi uygulamalar son bulsun, liyakat, gayret ve
disiplinli çalışma ödüllendirilsin istedik. Memurlara, Milli Gelirden eşit pay
verilsin, ülke kaynakları israf edilmesin, kamudaki kara delikler kapatılsın,
tasarruf edilsin, kaynaklarımızın çarçur edilmesin istedik.
Daha
verimli çalışmak için çalışma barışı sağlansın, çalışma şartları düzeltinsin
istedik.
Kamuda
memur statüleri farklılaştırılmasın, bu durum çalışma barışını bozuyor dedik.
4-B,4-C
ve çakılı sözleşme personel istihdamının, ne ülkemize, ne çalışanlara ne de
hizmet alan vatandaşlarımıza hiçbir faydası yok dedik.
Tam
tersi çalışma barışının bozulduğunu, hizmette verimliliğin düştüğünü ve
vatandaşımızın hak ettiği hizmeti kamudan bu nedenle alamadığını ifade ettik.En temel haklarımız olan, örgütlenme özgürlüğümüzün
önündeki engelleri kaldırın dedik.
Bizimle
ilgili düzenlemeleri AB ya da İLO istedi diye değil; “Memurlarımız hak ediyor
ve biz onlara inanıyoruz” diyerek, haklarımızı veriniz istedik.
Bize,
işsizleri, aşsızları göstererek “halinize şükredin” demek basitliğinden kurtulunuz.Ülkede ki işsizliğin sorumlusu biz miyiz?
“Ekmeğimiz yetmiyor, hakkımızı verin” demek ne zamandan beri suç oldu? dedik
Ekmeğimiz
yetmiyor diyenlerle, ekmeğimiz hiç yok diyenleri karşı karşıya getirmek
ahlaksızlık ve provokatörlüktür dedik
7
yıldır, size sorunlarımızı anlatmak için her yolu denedik. Defalarca bakanlarla
görüştük, defalarca TBMM’ye gittik. Üst düzey bürokratların kapısını onlarca
kez aşındırdık.
Her
yıl iki defa yapılan Kurum İdari Kurullarında, tüm kurumlarımızın ve bütün
çalışanlarımızın sorunlarına çözüm aradık.
Her
yıl, Yüksek İstişare Kurulu Toplantılarında, tüm üst düzey yetkililere
meramımızı anlatmaya çalıştık.
Toplu
görüşme masasında 7 yılda 55 gün yüzlerce saat; ekonomik, sosyal ve demokratik
haklarımızı talep ettik.
Anlattık.
Anlattık. Anlattık. Tabir-i caizse, anlata anlata
dilimizde tüy bitti.
Sorunlarımızın
büyük bir bölümünü çözemediğiniz gibi, yeni sorunlar icat ettiniz. Yetmedi;
memurlar arasında ayrımcılık yaptınız.
Yetmedi;
bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm hükümetlere rahmet okutacak kadrolaşmayı
gerçekleştirdiniz.
Liyakatsiz,
birikimsiz on binlerce kişiye ulufe dağıtırcasına makamlar verdiniz. Mahkeme
kararlarına uymadınız. Acımasızca on binlerce memura zulüm ettiniz.
Baktık, sözle diyalogla meramımızı
anlatamıyoruz, yüzlerce defa sokaklara çıktık.
Kurumların
önü eylem merkezlerine dönüştü. Bağırdık, haykırdık. Meclisin kapısına
defalarca gittik ama yine sesimizi duymadınız. Bütün bu çabalarımız boşa gitti,
yine bizi anlamadınız. Sorunlarımızı çözmek için gayret göstermediniz. Hep
ötelediniz, sadece dinlediniz ama ciddi bir çabanız olmadı.
Bizler
görmezden gelen siyasi iktidar
Mevcut siyasi irade verdiği sözleri tutmamış, attığı
imzaların arkasında duramamıştır.
İktidarda olduğu dönem boyunca kamu görevlilerinin
kazanılmış haklarını geriletmek, yeni haklar vermemek için mücadele
etmişlerdir.
Seçim meydanlarındaki vaatlerini unutmuşlardır.
Anayasa ve uluslar arası sözleşmelerin gerekleri yerine
getirilmemiş; Sayın Başbakan’ın 2004 yılında “ size grev ve toplu sözleşme
hakkı vereceğiz daha ne istiyorsunuz?” sözü tutulmamıştır.
Toplu pazarlık masasında taleplerimizi dikkate almayan
Hükümet, Uzlaştırma Kurulu kararlarını da kabul etmeme inadını
sürdürmüştür.
Kanunen memurlarca gördürülmesi gereken devletin asli ve
sürekli görevleri taşeronlara, devredilmiştir.
Ülke kaynakları ve öncelikleri güçlü, hatırlı ve yandaş
çevrelere peşkeş çekilmiştir.
Bu gün
Memurumuzun gelecekle ilgili endişeli bekleyişine,
umutsuzluğuna son vermek için başlattığımız mücadelede ellerimizi,
gönüllerimizi, saflarımızı ve seslerimizi birleştirdik.
Devlet memurunu aşağılayıp yok sayanlar memuru işe
yaramaz fazlalık gibi görenlerin
tren istasyonlarına, otobüs duraklarına, havaalanlarına,
okullara, hastanelere, devlet dairelerinde hizmet sunulmadığını
gördüklerinde, ellerini vicdanlarına koymalarını ve düşünmelerini istiyoruz:
oysa bizlerin sayesinde
Her gün sabah, herkes uyurken trenler, otobüsler
çalışmaya başlıyor;
Kesintisiz olarak uçaklar havalanıyor, iniyor;
Ezanlar okunuyor, ders zili çalıyor,
Gece gündüz doktor, hemşire, hastabakıcı, temizlikçi
görevinin başında,
Karda kışta, soğukta sıcakta her şartta görev yapıyor;
Polis, asker, zabıta herkes işini yapıyor ve bizler fark
etmesek de memurlarımız görevlerinin başında
Ama ne zaman ki, bu çalışanlarımız haklarını istiyorlar;
adil bir gelir dağılımı diyorlar, ülke kaynakları etkin ve verimli kullanılsın
diyorlar, ne yazık ki o zaman siyasi irade, onlara meydanları gösteriyor.
İşte şimdi meydanlardayız.
Yıllardır memursuz bir ülke özlemi ile yanıp tutuşanlar,
şimdi memursuz Türkiye’yi görsünler.
Yetkililerin;
Kapsamlı ve adil bir sosyal güvenlik sistemi yapmaları
için.
Sağlıkta katılım payı uygulaması ile vatandaşlarımızı
soymaktan vazgeçmeleri için,
Adil bir gelir dağılımı sağlaması için, Ülkemizin
kaynaklarını faizciye, rantiyeciye değil, işsizliğe
son verecek yatırım harcamalarına aktarmaları için,
Memurlarımızın;
Toplu
sözleşme ve grev hakkı için
kaybettikleri
Onurlarını, haysiyetlerini, kariyerlerini geri almak için,
Hak için, adalet için, daha güzel yarınlar için iş
bırakıyoruz.
Yetkililerin tehditleri, sarı sendikaların grev kırıcı
söylemleri bizleri yolumuzdan döndüremedi.
Şimdi yargı kararlarıyla, Anayasa hükmü ile, uluslar arası sözleşmelerle, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi ile bizlere tanınmış olan haklarımızı kullanıyoruz.
Hakkımızı
alan kadar mücadelemiz devam edecektir
Unutulmamalıdır
ki:
Daha iyi bir hizmet sunumu, daha mutlu bir kamu çalışanı
ile mümkündür.
Bu noktada yaptığımız her eylem, dile getirdiğimiz her
talep, vatandaşlarımıza daha iyi bir hizmet sunabilmek içindir.
Yaptığımız eylem, kamu görevlileri kadar
vatandaşlarımızın da yaşam memnuniyetini artırmak içindir.
Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı bizlere destek olmaya
davet ediyor, tepkilerini vatandaşın sesi olan kamu görevlilerine değil;
7 yıldır dar gelirliye emekliye çiftçi ve esnafa
yeterli kaynağı aktaramayan
Vatandaşlarının
halini görmeyen, duymayan iktidara göstermelerini arzu ediyoruz
Siz
ne yaptınız:
Verdiğiniz
sözler yatığız ampuller yalancının mumuna dönmüştür.
İşte
yalanlarınız işte yalancı ampulleriniz
1-Söz
verdiğiniz memurlarımızın grev ve toplu sözleşme hakları” idi..verdiğiniz
sözü tutun istedik tuttunuz mu?
2-
memurun esnafın cebine para girecek dediniz. Girdimi?
3-
Artık asgari ücretten vergi alınmayacak dediniz alınmadı mı?
4-
Eşit işe eşit ücret verilecek dediniz verildi mi?
5-işsizlik
haksızlık bitecek dediniz bittimi?
6-Milli
gelir eşit dağıtılacak dediniz dağıtıldı mı?
7-herkes
bedava sağlık hizmeti alacak dediniz aldı mı?
O ZAMAN
YAŞASIN TOPLU SÖZLEŞMELİ GREVLİ SENDİKAL HAK MÜCADELEMİZ!
YAŞASIN TÜRKİYE KAMU-SEN!