|
BU NASIL DIŞ POLİTİKA?
Günümüzde bazı kavramlar iç politik jargonun kıskacında anlamından ve kıymet ölçüsünden uzaklaştırılmıştır. Bu kavram aldatmacasını sadece iç politikada değil, dış politikada da açık bir şekilde görmekteyiz. 60. Hükümetimiz; diyalogu geri adım atma, işbirliğini boyun eğme, kaybetmeyi ve kandırılmayı da zafer olarak görmektedir. Bu örneklere maalesef iki güncel konu daha eklendi: Birincisi NATO Genel Sekreterliği seçimi, ikincisi ise Obama’nın ülkemizi ziyareti.
Hükümetimiz önce Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’ne karşı çıkmış, ancak hemen kısa zaman sonra Obama’nın verdiği iddia edilen güvencelerle Rasmussen’in Genel Sekreterliği onaylanmıştır. Ayrıca bu hususta Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın arasında zuhur eden çelişkili beyanlar Türk dış politikasına bir gölge daha düşürmüştür. Bunun sonucunda hükümetimizin Türk dış politikasındaki acziyeti bir defa daha tescillenmiştir. Halbuki Türkiye’nin NATO içinde veto etme hakkına sahiptir. Bu veto etme hakkını kullanmayan Türk Hükümeti ülkemizi sıkıntılı bir duruma düşürmüştür. Maalesef hükümetimiz elinde olmasına rağmen veto hakkını kullanmamıştır.
Davos’taki tutumunu iç politik faydaya tahvil etmeye çalışan Başbakanımız, acaba önünde bir seçim olmadığı için mi bu kötü duruma sessiz kalmıştır? Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın Rasmussen ismi konusunda; ismin önemli olmadığı, önemli olan hususun NATO’nun güçlü olması ve işlevselliğinin sağlanması gerektiğini söylemesi ise bizleri milli ve İslami hassasiyet yönünden hayal kırıklığına uğratmıştır. Milli hassasiyetimiz NATO’nun değil Türkiye’nin güçlü olması gerektiğini gösterirken, İslami hassasiyetlerimiz ise Peygamber Efendimize yapılan karikatür hakaretinden sonra bunun hamili olan kişiye sessiz kalınmasına rıza göstermemektedir.
Bir diğer dış politik zafiyetimiz de, ABD Başkanı Obama’nın TBMM’de yapmış olduğu konuşmasında cereyan etti. Obama konuşmasında milletlerin geçmişleri ile yüzleşmesinden korkmaması gerektiği konusundan girerek, sözde ermeni soykırımını meşrulaştırma çabasında olduğu gözden kaçmamaktadır. Kazandığı başkanlık seçiminde desteğini aldığı ABD’deki Ermeni lobisine diyet borcunu ödeyeceği her kelimesinden anlaşılmaktadır. Öte yandan kardeş Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in, İstanbul’da devam eden Medeniyetler Arası İttifak Forum’una katılmaması, üstelik çok açık şekilde Türk Hükümetini ve Türk Dış İşleri’ni Ermeni dış politika konusunda uyarması, dış politikamızın ne kadar millilikten uzak ve vahim olduğunu göstermektedir.
Obama’nın TBMM’de yapmış olduğu konuşmasında, PKK ile mücadele konusunda K.Irak’taki aşiret reisleri ile iş birliği yapması gerektiğini belirtmesi, Kürtçe TV’nin ve bu bağlamda yerel dil ile yayın yapan TV lerin çoğaltılması gerektiğini söylemesi, Heybeli Ada Ruhban Okulu’nun açılması talebinde bulunması niyetinin ne olduğunu açıkça göstermektedir.
Hükümetimiz artık bir an önce bu dış politika meselelerini tahlil ederken, romantik değerlendirmelerini bırakıp gerçekçi ve stratejist bir çizgiye getirmesi gerekliliğini hatta zorunluluğunu Türk Eğitim-Sen Çorum Şubesi olarak milli bir mecburiyet olarak görüyoruz.
Türk Eğitim-Sen Çorum Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri
Gökçer ÖĞÜNÇ
|