|
PENALTI, PENALTI YİNE PENALTI
Kamu-sen Çorum şubesinin düzenlemiş olduğu “Halı Saha Futbol Turnuvasında” bu hafta sonu çeyrek final maçları oynandı. Bakmayın adının çeyrek olduğuna, hepsi de final gibi maç oldu. Nasıl çetin geçtiği, dört karşılaşmadan üç tanesinin sonucunun penaltı atışlarıyla belli olmasından anlaşılmıyor mu?
KAPALI, HEM KAÇIRDI HEM DE TURU KAPTI
Maça hızlı başlayan, kaleye şut atan, oyunu güzel oynayan Kapalı Cezaevi oldu. Kaleye çekilen üç şut (özellikle kale çizgisinden çıkarılan top ) golün habercisiydi. Defansta oynayan Ahmet, orta sahada buluştuğu topu güzel kontrol etti ve kaleci Emrah’ın bakışları arasında kaleye gönderdi. Bu gol, aynı zamanda güzel oyunlarının meyvesi gibiydi. İlk yarının sonlarına doğru kale önündeki karambolden Nihat güzel yararlanarak takımının beraberlik golünü attı.
İkinci yarıya da hızlı başlayan Kapalı Cezaevi oldu. Günün başarılı ismi Ahmet, çok güzel vurdu ama direk izin vermedi. Grup maçlarının gol makinesi Hasan, sol ayağıyla yavaş vurdu ama kalecinin elinin altından giden top ağlarla buluşarak gol oldu. Bahçelievler, oyun olarak iyi değildi ama skor olarak öne geçti. Golden sonra da Kapalı Cezaevi, direkleri ve şansızlığını bu defa da Kürşat ile yaşadı. Maçtaki üçüncü direk ve kaçan yüzde yüz gol fırsatı. Golcü Hasan bu fırsatı kaçırır mı? Yine orta sahadan ama bu defa güzel bir vuruşla takımını iyice rahatlatan golü attı. Bahçelievleri bu rehavetten Kerim’in şutu gol olarak bile kurtaramadı. Maçın duraklama anlarında Muhammed, kendi yarı sahasından kaleye doldurdu… Herkesin bakışları arasında hakem santrayı gösteriyordu.
Kapalı Cezaevi, son dakika golüyle hem maçı penaltılara götürdü hem de hiç penaltı kaçırmayarak adını yarı finale yazdıran takım oldu.
Kapalı Cezaevi takımında, Ahmet’in çalışkanlığını ve golcülüğünü, Kerim’in paslarını ve şutlarını; Bahçelievlerde ise, Hasan’ın golcülüğünü ve Nihat’ın paslarını ve soğukkanlılığını ÇOK BEĞENDİM.
HARİKA OYUN, HARİKA MAÇ VE YARI FİNAL
Çeyrek finalin en zor ama en kaliteli olmaya aday maçıydı. Öyle de oldu. Bir yanda oyunu kendi yarı sahasında kabul edip bulduğu gollerle maçı ve turu almaya çalışan 23 Nisan, diğer yanda da topla oynamayı sahanın her yerinde seven ve becerebilen bir Osmancık takımı sahada vardı.
İlk yarıda ki Ersoy’un golü kaleciler için ders niteliğindeydi. Turnuvadaki benzer üçüncü golünü ( ikisini Osmancık takımına ) attı. Kendi yarı sahasından taaa uzaklardan kalenin içine gönderdiği ortaya kaleciler niye müdahale edemezler anlayamıyorum. Ersoy, kalecilerin bu zaafını keşfetmiş ( Kenan, üzülmene gerek yokmuş. Nasıl olsa her kaleci benzer golü kalesinde görebiliyormuş değil mi?). İlk yarı da tek gol izledik ama mücadele ve futbolu da fazlasıyla görebildik.
İkinci yarıya da Osmancık baskılı başladı. Oyun felsefesinden hiç taviz vermeden ancak bu kadar oynanabilir. 23 Nisan’ın defanstaki mücadele ve dayanma gücü nereye kadar sürer diye düşünürken ( top Ersoy’un eline mi çarptı, eli topa mı uzandı ) hakem Osmancık lehine penaltı noktasını gösterdi. Kerem, top ile kaleciyi ayrı ayrı köşelere göndermek isterken… Sadece bir buçuk dakika sonra ( hakemin kararına bu defa da Osmancık çooook itiraz etti ) yine penaltı noktası. Ersoy, günün başarılı ismi kaleci Barış’ı geçerken sadece oyunda takımını öne geçirdiğini, yarı finale çıkmak için bu golün yetmeyeceğini nereden bilebilirdi ki.(2-0)
Tam umutlar bitti derken ilk haftaların golcü futbolcusu Kerem, golcülüğünü hatırladı ve üç kişiden harika çalımlarla sıyrılarak kaçırdığı penaltıyı telafi etti. 23 Nisan, son dakikada ki frikikte (barajı mı iyi kuramadı yoksa baraj mı bozuldu) bilinmez ama İsmail mükemmel vurarak topu herkesin bakışları arasında köşeye gönderiverdi.
Aslında penaltı atışlarından önceki görüntü maç sonucunun fotoğrafı gibiydi. 23 Nisan oyuncuları yere oturmuş, moralce çökmüş bir haldeyken, Osmancık ise ayakta diri bir şekilde rakibini ve penaltıları bekliyordu.
23 Nisan takımında Ersoy’un defanstaki görevinin yanında takımının golcüsü olmasını, Osmancık Kaymakamlığı takımında ise, tek tek saymıyorum hepinizi ÇOK BEĞENDİM. Harikaydınız.
MAÇIN İSTATİSTİKLERİ
OSMANCIK 23 NİSAN
1.YARI / 2.YARI 1.YARI / 2.YARI
ŞUT 13 / 12 6 / 6
FAUL 4 / 3 6 / 5
KORNER 4 / 4 1 / 3
KALECİ KURTARIŞI 1 / 2 1 / 2
GOL KEREM , İSMAİL ERSOY ( 2 )
LÜTFEN YARI FİNAL OYNAR MISINIZ
Yavuz Sultan Selim, oyuncularının yerini değiştirerek veya kenarda bekleterek farklı bir oyun şablonuyla sahaya çıktı. Aykan’ın defanstaki olumlu görüntüsünü ileride oynarken göremedik. Yüzde yüz dört gol pozisyonunu da cömertçe harcayarak golcü kimliğini bizlere gösteremedi. Bu goller gelmeyince rakibinin oyunda kalmasını hatta iki farklı öne geçmesini de engelleyemedi. Ne zaman Aykan-Tutku değişikliği oldu oyunda skor da dengelendi. Mehmetçik’te, Yasin’in boşluğunu Volkan çok iyi kapattı.
Penaltılara giden üçüncü maç: Gol, gol, gol…
“Lütfen, yarı finali bizim yerimize siz oynar mısınz?” Yavuz Sultan Selim böyle bir teklifte bulunur da Mehmetçik kabul etmez mi. Hay hay dedi, tabii efendim dedi ve yarı final biletini kapıp gidiverdi.
Yavuz Sultan Selim’de İlhami’nin çabasını ve gayretini, Mehmetçik Lisesi’nde ise Volkan’ın paslarını, golcülüğünü ve Halil’in kaleciğini ÇOK BEĞENDİM.
YORUM YOK GOL ÇOK
Çorum Barosu’nun mutlak favori çıktığı maçta her şey normaldi. Çorum Barosu’ndan gol bekleniyordu fazlasıyla attı, oyun bekleniyordu kendini hiiiç sıkmadı, tur bekleniyordu zaten aldı gitti. Fatih Sultan Mehmet, çeyrek finale çıkarak beklentilerin üzerinde bir başarıyı elde etti. Bu maçta sadece umutları vardı…
Her şey beklendiği gibi geçti.
Çorum Barosu’nda Turan’ın golcülüğünü ve oyun ciddiyetini ÇOK BEĞENDİM.
ALİ DOĞAN
alki_68@hotmail.com
|